Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
www.ihya.org 10. yilinda
IHYA ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
REHBER ANSIKLOPEDISI
SPONSORLU BAGLANTILAR
Secme Konular
· Arabi Aylar
· HANEFi MEZHEBi
· PRATiK BiLGiLER
· HENDEK SAVAşI (Ahzâb Gazâsı)
· KADiSiYE SAVAşI
· pH öLçEği (pH Cetveli)
· ENDüLüS EMEVi DEVLETi
· YERMüK SAVAşI
· MUSUL MESELESi
· KENDiR-KENEViR (Cannabis sativa)

Burayada Bak
· ALZHEiMER HASTALIğI (Bkz. Bunama)
· A’RAF
· MONTGOMERY, Bernard Law
· NETBOLL
· NüKLEER SiLAHLAR
· PERON, Juan Domingo
· şEKERPANCARI (Bkz. Pancar)
· TRiYAK
· YEşiM
· AMALGAM
· BEYşEHiR GöLü
· EKşiYONCA (Oxalis acetosella)
· GAZEL (Bkz. Nazım şekilleri)
· iLTERiş KUTLUğ KAğAN
· LuDiLER

Son Okunanlar
· ENDOTEL
· MüHüR
· AKşEMSEDDiN
· KEşiş
· ZAMiR
· ABDüLGANi NABLüSi
· JüBiLE
· DEVLET iSTATiSTiK ENSTiTüSü (DiE)
· YuSUF iZZEDDiN EFENDi
· OY

Ciltler: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
Tüm Konular     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü W V Y Z

MÜHÜR

Alm. 1. (Amts) Siegel (n), 2. Stempel (m), Fr. Sceau, cachet (m), İng. Seal, mark. Bir şahsın veya makâmın alâmeti olarak üzerinde mektuplara, senetlere ve diğer evraka basılmak üzere kabartma bir işâret yâhut da bir yazı bulunan taştan, lastikten veyâhut mâdenlerden yapılmış âlet. İmzâ yerine veya imzânın tevsiki (kime âit olduğunu belirtmek) için kullanılır. Mühür, Farsça bir kelime olup, Lügatte yüzük, damga, alâmet ve bekâret mânâlarına gelir. Devletin resmî makamları şahıslar tarafından kullanılmıştır. Resmî makamların kullandığı mühüre “mühr-i resmî” veya “resmî mühür”; şahısların kullandığına ise “zâtî mühür” denilir. Mühür, bir malın muhâfazası ve emniyeti için, anahtar ve kilit maksadıyla da kullanılmaktadır. Doğu memleketlerinde, bilhassa İslâm ülkelerinde uzun zaman imzâ yerine mühür kullanılmıştır. Resmî devlet adamları, ilmiye sınıflarına mensup kişiler (âlimler de) mühür taşırlar ve kendilerine âit yazıların altına imzâ yerine kullanırlardı.

Mühür ve mühürcülük sanatı, çok eski medeniyetlerin bir damgası olmuştur. Mühür kullanılması, mîlâddan önceki devirlere kadar uzanmaktadır. Mısır, Mezopotamya, Anadolu ve Roma’da mühür kullanılmıştır. Târihî kayıtların verdiği bilgiye göre; mührü ilk defa Mısır’da Yûsuf aleyhisselâm kullanılmıştır. İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderilen Süleymân aleyhisselâmın kullandığı mühür de çok meşhurdur. “Mühür kimde ise, Süleyman odur.” sözü, onun mührünün meşhurluğundan doğmuştur. İran şahları da mühür kullanmışlardır. Papanın mühür kullandığı da târih kayıtlarında belirtilmektedir. Anahtar ve kilidin ne demek olduğunu bilmeyen Avrupanın eski kavimleri, muhâfaza edecekleri eşyâ üzerine balmumu ile mühür vururlardı.

İslâmiyetten önce, Araplarda mühür kullanmak âdeti vardı. En eski Arap mühürlerine Mısır’da mevcut papirüsler üstünde rastlanmaktadır. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın da hicretin yedinci senesinden îtibâren mühür kullanmaya başladığı hakkında hadîs-i şerîf kitaplarında geniş bilgiler mevcuttur. Onun yaptığı her işi, kendilerine bir hayat düstûru bilen ve O’na gönülden bağlı olan dört halîfesi, Eshâb-ı kirâmın çoğu ile İslâm âlimleri de mühür kullandılar. Bunlar mühürlerini, yüzük şeklinde parmaklarında taşırlardı. Bu yüzükler, gümüşten idi. Çünkü İslâmiyet, erkeklere gümüşten başka altın, bakır, demir ve diğer başka maddelerden yapılmış yüzükleri kullanmayı yasaklamıştı. Altın ve gümüş dışındaki madenleri takmak kadınlara da yasaktır. Peygamber efendimiz, mühür için kullandığı yüzüğünü sağ eline takardı ve helâya gittiği vakit çıkarırdı. O’nun yüzük taşındaki üç satırın birincisinde “Muhammed”, ikincisinde “Resûl”, üçüncüsünde “Allah” yazılı idi. Vefât edince, bunu Ebû Bekr; sonra Ömer radıyallahü anhüm kullandı. Bundan sonra halîfe olan Osman radıyallahü anh kullanırken Eriş Kuyusuna düşürdü. Çok mal sarfettiyse de bulunamadı. Hazret-i Ebû Bekr’in yüzüğünde “Ni’mel Kâdir Allah” (Allah ne güzel kudret sâhibidir.), hazret-i Ömer’inkinde “Kefâ bil-mevti vâızan yâ Ömer” (Yâ Ömer nasîhatçı olarak ölüm yeter.), hazret-i Osman’ınkinde “Le-nasbirenne” (Elbette sabredeceğiz.), hazret-i Ali’ninkinde “El-mülkü lillah” (Mülk Allahü teâlâya mahsustur.), hazret-iHasan’ınkinde “El-İzzetü lillah” (İzzet, şan, şeref Allahü teâlâya mahsustur.), hazret-i Muâviye’ninkinde “Rabbiğfir-li”(Ey Rabbim, beni mağfiret eyle), İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerininkinde, “Kul-il-hayr ve illâ fes küt” (Ya hayır konuş yoksa sus!”, İmâm-ı Yûsuf hazretlerininkinde, “Men amile bi-re’yihi, Nedîme (Kendi görüşüne göre iş yapan pişman olur), İmâm-ı Muhammed hazretlerininkinde “Men sabere zafire” (Sabr eden, zafere kavuşur.) İmâm-ı Şâfiî hazretlerininkinde “El-bereketü fil-kanâati” (Bereket kanaattadır.) yazılıydı.

Daha sonra İslâm devletlerinde, Peygamber efendimizin yüzükte olan mühürü misal alındı. Mühürlerde yalnız bir isim bulunur, umûmiyetle bulunulan mevkî ve ünvanı yazılmazdı. Daha sonraki devirlerde Hindistan ve İran’da mühür yazılarına çok şeyler ilâve edilmiş, pek şatafatlı mühür şekilleri ortaya çıkmıştır.

Osmanlılarda mühür ve mühürcülük belli başlı bir sanat hâlini almıştır. Daha çok kese ve küçük kutularda saklanan mühürler; altın, gümüş, pirinç, bakır, kurşun gibi mâdenlerden kazılır ayrıca; akik, yâkut, zümrüt, yıldız taşı, fîrûze, necef, yeşim gibi kıymetli taşlar üzerine de kazıldığı olurdu. Kıymetli taş, mühür olarak kullanıldığında buna kıymetiyle münâsip bir sap yapılırdı. Şekilleri yuvarlak, oval, kare ve dikdörtgen olabilirdi. Osmanlı Pâdişâhlarının mühürleri “Mühr-i Hümâyûn” ve “Mühr-i şerîf” adı ile anılırdı. (Bkz. Mühr-i Hümâyûn)

Osmanlılarda mühür hakkâklığı(kazıma sanatı), çok ileri bir seviyeye ulaştı. Hattâ bu yoldan geçimini temin eden bir esnaf grubu meydana geldi. Bu sanata girip yetişmek isteyenin önce hüsn-i hat (güzel yazma) ve tezyînât (süslemecilik) dersleri alması lâzımdı.

Mühürcü olmak isteyen kâbiliyetli bir genç, ustasının yanında bir iki yıl çalıştıktan sonra, eğer kâbiliyeti ustası tarafından kabûl edilirse, kalfa olur ve kalfalık mertebesini aştıktan sonra bir câmide peştemal kuşanırdı. Hakkâkbaşı başkanlığındaki mühürcülerden teşekkül eden bir heyet tarafından da yeni ustaya imzâ yerine kullanacağı mahlas verilirdi. Aynı mahlasın iki kişiye verilmemesine dikkat edilirdi.

Her mühür ustasının bir kataloğu bulunur, müşteriye bunu gösterir seçilen örneğe göre mühür kazılırdı. Mühür önce bir mengeneye sıkıştırılır, üzeri tesviye edilir. Üstübeçle silindikten sonra kazılacak isim, sağdan sola ters olarak, kurşun kalemle çizilirdi. Sonra çelik bir uçla, yazı sâbit hâle getirilir ve dört köşe çelik kalemle yazı mühüre hakk edilir (kazılır) ve nihâyet mühür tekrar tesfiye edilerek iş biterdi. Mühürlere yapılış târihleri ve ustanın mahlası da kazılırdı. Böylece hayat hikâyeleri bilinmeyen bâzı mühürcülerin yaşadıkları devirler buralardan anlaşılırdı.

Osmanlı pâdişâhlarından Sultan Birinci Mahmûd usta bir hakkâktı. Bu pâdişâhın kendi yaptığı mühürleri el altından sattırıp elde ettiği kazancı, İstanbul’un fakirlerine dağıttığı bilinmektedir.

Mühür kazana “hakkâk” denirdi. Mühür kelimesinden bâzı kelimeler türemiştir. Mühürlenmiş kâğıt veya eşyâ için “memhûr” tâbiri kullanılırdı.


Son takip: 22.10.2018 - 07:37
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



Ciltler: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Tüm Konular A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü W V Y Z


· NDT (NDI) · KELLER, Helen Adams · ABANOZ (Diospyros ebenum) · PERiYODiK CETVEL (Bkz. Element) · ABDüLAZiZ HAN · YAZI MAKiNESi (Bkz. Daktilo) · TARDiGRADA · TüRK DiL KURUMU (TDK) · çEçESiNEği (Glossina) · şAP HASTALIğI · MALiK ASiD · ELEKTRiK MOTORU · KOCA MUSTAFA PAşA · LAVAJ · EKZEMA · KALP CERRAHiSi · OSMaN-I ZiNNuREYN · BOA YILANI (Boa constrictor) · PANiK NöBETi · NiZaMüLMüLK · ALi HAYDAR EFENDi · KiNiN · SAFiYYE BiNTi HUYEY · REşiD RIZa · AHMED FAKiH · ViTES · ATLASçiçEği (Zygocactus) · BEYGiRGüCü · GiNE-BiSSAU · SECCaDE · ERiTRE · SüZGEç (Bkz. Filtre) · çINGIRAKLIYILAN (Crotalus horridus) · ESKiMOLAR · KARAKUTU (Bkz. Uçak) · BALMUMU · AğA · UçAK · şuRa · ASYA · BEHçET KEMAL çAğLAR · BiLECiK · LALA MEHMED PAşA (Tekeli) · MüSTEHAB (Bkz. Ef’âl-i Mükellefîn) · HAçLI SEFERLERi · JEFFERSON, Thomas · SEVDE BiNTi ZEM’A · GaVUR DAğLARI · DANYaL ALEYHiSSELaM · KAN NAKLi · Minare
· KIYI BANKACILIğI · ILGINGiLLER (Tamaricaceae) · KAYNANADiLi (Opuntia ficus-indica) · MEHDi ALEYHiRRAHME · FaRUK KADRi TiMURTAş · KUZEY ATLANTiK ANTLAşMASI (Bkz. Nato) · ABDüLMECiD HAN · YüZEY GERiLiMi · NaiPLiK · UMUR BEY · MASA TENiSi · KANAL · FENER · SiğiL · SA’LEBE · DAUDET, Alphonse · BüYüK VE KüçüK AYI · UçUCU MADDE BAğIMLILIğI · YANIKLAR · ATICILIK · KOPUZ · SUDAN · iMAM-HATiP LiSESi (Bkz. Eğitim) · BEYiN YIKAMA · ACIçiğDEM (Colchicum autumnale) · ACIMARUL (Lactuca virosa) · GüNEş TUTULMASI · öZGüL AğIRLIK · BALiSTiK · MANDALiNA (Citrus reticulata, C. nobilis) · DESuKiYYE · ELEKTROşOK (EKT) · iSMaiL ALEYHiSSELaM · BiBERiYE (Rosmarinus officinalis) · iBRaHiM PAşA (Maktul, Makbul, Pargalı) · MALKOçOğULLARI · DaRE KUTNi · GüLBANK · FENOLiK REçiNE · iBN-i HACER-i MEKKi (Heytemî)
· Ashabi kiram · Bitkiler · Cumhurbaşkanları · Dünya Devletleri · Dünya Dinleri · Dünya Şehirleri · Evliyalar · Hastalıklar · Hayvanlar · Hükümdarlar · Irklar · Kahramanlar · Latin Alfabesi · Meslekler · Osmanlı Padişahları · Osmanlı Savaşları · Peygamberler · Sağlık Bilgileri · Siyasetçiler · Spor Dallari · Tarihteki Devletler · Türkiye Şehirleri · Yazarlar · İslam Alimleri · İslami Mezhepler · Şahıslar · Şairler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber